Bu Bir Demdir Gelip Geçer

19/4/2007 - Asistesel Yazı

Delilik tevatürden ibaret..kelle fiyatına hürriyet...akıllı olsak ne işimiz var burda ?! sene 2004 lokasyon Antalya...Üç perde gülmelik , çekirdek 25 kuruş , arada frigo babamdan....Demiş ya şairin en akdenizli olanı ''Beni Siz Delirttiniz '' diye...biz mi ne yaptık bunun üzerine , gittik üstadın ellerinden öptük , iki dirhemlik dimağımıza girmeyecek keskinlikte ,gırtlak yakmaya muktedir bir-kaç kontra ayar aldık , sonra da kös kös eve döndük.....ağır geldi Kafka'nın aforizmaları biz '' Şiirin içindeki deli '' ye aşık olmuştuk tüm mahallecek. oturup kapalı devre TRT şatafatına kapıldık , portakallı oralet eşliğinde...Ekrandaki medeniyetlerin beşiğinde...İkinci kanal antenleri Himalayalara çevrildi ve film kaldığı yerden yeniden başladı..Spontane mi ?? diye sordular..yeminler ettik...'''VALLA BAK !! '' dedik...inanan inandı...zaten inanmayanın tahammülüne yön verecek mukadderatta değildik , kendisini saygıyla selamladık...Hem de defalarca... asiste geri dönmeye dair sinyaller veriyordu cızırtılı bir FM frekansının S bandından yelder yepelek...

Gerçek bir levantenin , arşınladığı kaldırımların uçsuz-bucaksız drenajına takıldığı,Zümrüt_ü Ankanın kıytırık 1000 gecenin ardından Şehrazatla tanıştığı, annanemin bayramdan evvel hassasiyet ve hakkaniyeti birbirine karıştırmadan en nadide şuruplarını eşkenar baklavalara akıttığı , yağmurun kaprislerini çatıönlerinin damıttığı... soğuk ve sıcağın arasında sıkışıpta gözlerimin önüne pencüse sefalarıyla gündeme gelmeye alışmış nice pervasız laf cambazını çiftetelli oynattığı , Marangozların bile içini bunalttığı gerçek olan dualarımın kabulüyle beraber gözlerin rotasını kaybetsin , dudakların arabuluculuk yapsın...Tanrım seni kutsasın....Tapınmaya hazırlansın melekler ,atlas takımlarını kuşansın periler , Sultanıyegah Sirto söylesin elini gördüm Saygıdeğer Şansölizelerin acımasız Barones'i , çıkmaz sokakların Pi sayısı hesaplanmamış mahalle işi basket potası , klavyenin Q tuşu , resimlerim dıştan patlamalı jet motorunun aydınlatma sensörü , okul önlerindeki sittirk tatlıcıdan tulumba yiyen çocukarın suratındaki tarifi benzersiz mutluluk....
Ben mi kimim...?!? Sputnikin evrene yansımayan hiçliği , Pasifin yoğunlaşmış piçliği ve gergedanın karnının şişliğinin ele ele verip konsorsiyum kurarak , arkası numaralanmamış ''Yaman Kişi'' tabiatlı sözü her yerde geçmeye muktedir bilimum Vakıf ve Derneklerin paravan işletme bütünlüğünü bozmadan halka hizmet cihetiyle damıtmadan GÜRUHUN önüne sunmaya and içtiği , OYUNBOZAN ..........Rölans diyorum sana !!!!!!!!!!!!.....bURDAYIM..........

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/4/2007 - Zeytin Renkli Gözlerin

 

Ara ara aklıma geliyor, belki de hiç çıkmıyorsun.

Uzun zaman oldu yazmayalı,

Elimle buluşturmayalı kalemi, kağıdı..

Uzun zaman oldu.

Hiç yaşamadım dersem yalan!

Çok duydum ciğerimde inceden sızıları

Kramplar mı girmedi bedenime,

Uykusuz geceleri sayamadım..bilemem..

Bu başka diyemem sana

Bu ilk dersem utanırım dürüstlüğümden

Oysa zeytin renkli gözlerin!

Son olmasını isterdi yüreğim..

Ne üzerine söylenecek asil asılsız cümleler

Ne onbeşim de kapıldığım sonsuz hayaller.

Sana bunları diyemem..

Açmış kapılarını yüreğim,

Gir diyor ama çıkmayacaksan

Sana dağıttığım ben’ciklerden vermem;

Ya kalbim birde ben, ya bırakacağın hüzünler

Alışkınım..

Zeytin renkli gözlerin,

Gözlerine bakıp al beni götür dersem

Götür beni!! Beni bana geri vermeyeceksen…

 

rlanta, elmas, yakut….

Kaç parıltı gördü gözlerim, sayamadım bilemem

Kaç parıltıda kamaştı..

Ve sonunda kapandı.

Açacaksan kapama

Bense zeytin renkli gözlerine vurgunum,

Bakarsam,kapatma…

 

şman olmalı gecelere yummamalısın gözlerini

Geceler kara rengini alır getirir gözlerinden

Havada gece vakti, ağır aşk kokusu tütsüler..

Her gece bekleyeceğim.

Her gece bozkıra vursun gözlerinin yakamozu,

İlk yakamoz dersem yalan, izlediğim çok oldu..

Bense dürüsttüm sana ilk demem ama..

Sönmeyecekse gözlerinin yakamozu

Zeytin renkli gözlerin,

SON olsun..

Bu son;

Senin, benim yani sevgilim bizim başlangıcımız olsun..

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/4/2007 - Kurtun Ruh Hali

Bu akşam üstüde yoktun güneş batarken.Yine burkuldu içim kalbimin tendonlarında esneme var. Gelişinin soğuk kompresi lazım ama sen yoksun Ve sensiz soğudukça dağa bir acı veriyor burkulma.İç kanama oluk oluk, bir o kadarda morarma var

Nerdesin yine gelmedin beş çayına Ve semaver yine solodan dinledi çay bardağındaki kaşığın şıkırtısını yine baş başaydık bir Köroğlu bir Ayvaz bir yalnızlığım bir ben kimsecikler yoktu .İşte bu kalabalıkta ben ve yalnızlığım şöyle düşündük şöyle deklere ettik ruh halimizi

Bir anlamsız haldeyim yine yol alacağım sevdalardan ama bu sefer kendimi bulabilir miyim bulmaz mıyım hiç bilemiyorum.Bir belirsizlik bulutudur en kümülüsünden en fırtınalı aşka gebe ama rüzgarın ne taraftan eseceği belli değil .Vadi puslu ve ben yalnız kurt it gibi tırsıyorum bu vadiye inmeye bu öyle bir vadi  ki puslu kayalık,görüş mesafesi sıfır bir gizem bir esrarengizlik doğru zamanda doğru hareketi yapmazsan tepetaklak olursunda kimse kurtaramaz seni zaten kimin var ki kurtaracak seni.Sen yalnız kurt bir sensin kimse bakmıyor burada özgeçmişine burası er meydanı ve merdanenin tilahı olman lazım ki tuş olmayasın şunu bil ki yalnız bir aşarsan bu vadiyi bu puslu bu karanlık bu çetin şartlarda önünde uzun zamandır burnunda tüten alabildiğine yeşil alabildiğine mavi alabildiğine kırmızı bir cennet var ki sorma gitsin ve karşımdakini tartıyorum şöyle bir ışık kolluyorum henüz yanmıyor bu sefer dişli ve zaman mekan her şey alehime işliyor deplasmanda oynuyorum.Ve uzun zamandır idmansız bünye ham karşımdaki dinç ve formda gözüküyor ama bu bir yanıltmacada olabilir bilmiyorum zaman ve kendi sahanda top çevirme  en iyi ilaç ve el alengirli ayak oyunlarıyla boşluk arıyorum bir bulsam sonuca gideceğim ama henüz bir şey yok beklemek en doğru karar dur bakalım zaman ne gösterecek.Ama kararlıyım bu maçı alacağız başka yolu yok………

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/4/2007 - Nerdeyim Nerdesin Nerdeler

Kendimi bozasım var demiş şair iyide demiş .Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum. Asithane gibi dibi olmayan dehlizde yine yalnızdım o karanlık hafta sonunda hava bile madik attı bana ben geleceğim diye kapatıvermiş kepenkleri .Kardeşim nerde bu millet ne terbiyesizliğimiz oldu da bize hala sesiz gemi türküsünü söylettiriyorsunuz tamam işinizdesiniz gücünüzdesiniz de herkes ekmeğinde bizde öyle; Ama kardeşim bu kadar mı Hobididi Gırtlak Pufidi Gandi Tumba Yatak oldunuz.Neden arayıp sormuyorsunuz. Ya siz eski zaman acuzeleri siz nerdesiniz önümden dahi geçmez oldunuz nerde size yazdığım aşk şiirleri yaptığım aşk besteleri nerenize soktunuz verdiğim ucu yanık mektupları bahar geldi,siz yoksunuz. Ya siz teknolojinin son harikası kırk lafa kırk takla attırıp kırk günde kırk dereden kırk su getirip ama sonunda bir punduna getirdiğim sanal aşklarım siz nerdesiniz çok mu belli oluyor  fake olduğu her şeyin desenize artık senden çok var diye. Vay anasına be neydik ne olduk hiç bir şey beceremez olduk.Her şey bir yana Ve sen; Sen nerdesin gri Britanya şatolarının dillere destan dilber düşesi,sen ki fotoğrafın görünmeyen yüzü sen kalemimin mürekkebi sen ki siyahın gizemi sen ki bakışların anlamı sen ki sessizliğin ayak sesleri sen ki bahar rüzgarının kokusu sen ki doğru zaman doğru yerde doğru kişi olma varsayımının doğruluk oranı sen ki yalnızlık otobüsünün son durağı sen ki monoton bir günü bitiren telefon sesi sen simidimin susamı  sen baş başa geçirdiğimiz  bir hafta sonunda kokunla kazağıma imza atacak kişi ve sen anlamsızlıkların yavaş yavaş belirdiği sen ne zaman anlayacaksın sana olan gül ile bülbülün aşkına emsal aşkımı

Tecal-i Arifte ne kadar haklısın

Biliyorsun değimli

Cevabını verince yakacağımı Barborosun donanmasını,

Realite imparatorluğunun emperyalizmindeki hayal şehrinin son şovalyesi olduğumu

Engin olasılıklar denizinde boğulduğumu

Seni ararken aslında kaybolduğumu

Aslında birazdan çıt deseler uyanacak bir rüyada olduğumu

Anladın değil mi

Dokunsalar ağlayacak olan çocuk ruhum olduğunu

Rotası belli olmayan bir yolculuğa hazır olduğumu

İstersem Kaf Dağını aşacağımı

Halep’i arşın arşın ölçeceğimi

Dinledin değil mi

Flütümün sana yollanmış son aşk namesini

Bilmekle bilmemek anlamakla anlamak arasındaki kalbimin melodisini

Sana koşmak isteyen ayak seslerimi

Ve gözlerimden yerdeki su birikintisine düşen damlanın aksini

Düşünüyorsun değil mi

Anlamsızlıklar içindeki deliliğimi

Kendimi alengirli anlatmanın dahilini

Benim bilmediğim hayatındaki yerini

Üfle artık sönsün bu belirsizliğin gamsız yanan feneri…………..

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/3/2007 - Sen ve Ben

   Sen’le ben . . .

 

Ne çok benzerdik birbirimize . .

 

  Hayat ikimize de ayrı yerden çıkışlar vermişti yarış başlarken. .ayrı yüzler , ayrı bedenler , ayrı cinsiyet , ayrı tiyniyet . .Ama yolumuzu kesiştirmeyi de bilmişti senle , hiç olmadık  , hiç ummadıuk anlarda . . Birliğin doğduğu zor zamanlarda  . .

 

 Çok  uzaktı evlerimiz ,uzaktı geçen günlerimiz , uzaktı gülüşmelerimiz ve uzaktı yaşadığımız hayatlar birbirine .Ben Monopoly’de bakkaliye açmayı beceremezken , sen holdingler kurar holdingler yıkardın . .imrenirdim sana hep . .ve yaptığın her şey bilek hakkıylaydı

 

  Kimsenin üzerine basmadan , ortalığı ayağa kaldırmadan , kimsenin ruhu duymadan yapardın her şeyi .Beni ömrü hayatımda sen kadar şaşkınlığa uğratan olmadı biliyor musun !

Kaybolurdum o vakitler ekseninde ; dünyanda ne yana bakacağımı şaşırırdım …Arkadaş ! ben sana hiç demedim ama ben senin her işine , her gelişine , her sevişine , her gidişine ve deher savaşına ağzım açık bakakalırdım her zaman . . soğuk harbine de aşikerane cengine de ..

 

  Benim ucundan görüp , belirli bir olgunluktan sonra teşebbüse kalkışmayı zuhur ettiğim sıradanlık dışı , insanda farkı yaratan her işi ,her oluşu , her gelişi ,her gidişi, her savaşı ,ben daha ütopyadan kurtaramamışken sen başlardın yüksek yaylalarda türküler söyleyip halayın başını çekmeye . .Sana husumeti olanlara hep saygı gösterdin ama gerektiğinde de kafalarını koparıp attın . . Demirini Davud dövmüştü . .

 

   Sen yaşadığın koordinatların , yaşadığın yılın , yaşadığın yaşın önünde olmayı başarabilmiştin her daim . .Asaletin , adaletin , zarafetin , letafetin , hakkaniyetin peşin verilmişti..Kılıcın elindeydi . .

 

  Benimse elimdeki değneğim kendime bile işlemezdi o vakitler . . ne muktedirliğim vardı ne muteberliğim . . .

 

 Mustafayla Cihangir gibiydik ; her şeye rağmen birbirini seven , Harunla Yahyaydık göç yollarında . . Biz , n’olursa olsun asil soyun evlatlarıydık . Tek farkla , birimiz iyi evlattık her şeyin bahşedildiği , diğeriyse tüm eksikleri bünyede barındıran ama damarındaki kanı da inkar edemeyeceğiniz . . .

 

  Sen bunu anlayabilmiştin :Biliyordun ki hayat beni arzuladığım , bilendiğim  yerlere doğru sürüklememişti hiç . Tüm yetiyle , zaman zaman fırsat  eşitliğinde , herkeste olmayacak – parlamasa bile son kıvılcımını kaybetmeyecek olan –ışığa ve daha nicelerine sahip olsakta , rüzgarı hiçbir zamana arkamıza alamamıştık…Biz topyekün harbe hazırlanadururken , siyaset yoksunluğundan ötürü hep rezilce , hep haince suikaste uğramıştık : Kimselere güvenilmememsi gerektiğini , gizli akitleri , Sykes Picot’ları  , İngiliz politikasını anlayamamıştık  o hengamelerde . .

 

                                                          

Hatırlar mısın bana attığın zarfları  , çektiğin yoklamaları ? Saf mıyım  , tilki miyim diye !! Kendi gözlerinle de görmüştün içimdeki çağlayanın berraklığını , koruların yeşilliğini , arzuların sadeliğini . . Sen şövalyeydin , ben şövalye ruhlu ! Senin demirini Davud dövmüştü . . Benimse çuhamı İdris biçiyordu işte o zamanlar ! ! !

 

 Geyik tüyünden , yılkı yelesinden , örümcek ağından , lavta telinden , dilber saçından , düşman kaşından , gözyaşlarından , sokak başlarından , kutup kışlarından , kibrit ateşlerinden , Sibirya güneşlerinden , kadın leşlerinden, harami otağlarından , huzur meclislerinden , sahaf yapraklarından , ayaklatı nasırlarından , gece nöbetlerinde , rakı sohbetlerinden , akrep kümeslerinden ,  kum saatlerinde ,  kul vaatlerinden , barut renginden  , ay takviminden ..Onbin şafakta tamamlandı benim zırhım , on bin damla kanla , on bin kalem malzemeyle ,on bin demirciyle , on bin marangozla , on bin uğursuzla ,ulemayla ,kar tanesiyle , minare gölgesiyle ,on bin ince sazla ,on bin hokkabazla dövüldü …nihayetinde İdris gergef gibi işledi…ta ki iğne deliği kadar bile zayıf yanı kalmayana kadar…Giydiğim gün mağrur oldum , aynı gecenin sabahına da mağdur…İdris katil oldu  , ben de maktüL ….

 

 

 *                                      *                                      *

 

 

     Ben seni şimdi nasıl hasretle anıyorum bir bilsen  ! !

 

Sen dün gece rüyama girdin çırılçıplak . İki kutuya kapatmışlar ikimizi ayrı ayrı yan yana , o devranın dönmediği vakitlerde ve bilardo topları rengarenk parıldıyor kocaman Kubrick filmlerindeki gibi ..kapının önü Aztek stadının dağılmış kalabalığı…Ben seni budak deliğinden görüyorum kafamı eğmeden , bakmak istemiyorum sonra zeytinyağı sabunuyla yıkanırken sen .Mahsenlerin kapı gıcırtılarından giriyor günışığı , gözümüm alıyor . .ben bakamıyorum  sana  . . . Ben senin içinin içini , kafanın içini görmüşken  , ucuz geliyor kaftanının altı , çıkıyorum kutudan , ayıplamadan kendimi . . . çay içiyoruz açık bakkal büskülütü banaraktan sonra direklerarasında  akşamüstü . .    

 

   --Tyler Durden’i bildin mi --  diyorsun bana ..’’Evet’’ diyorum evet  . .O zaman diyorsun şimdi bir daha bak bana daha dikkatlice..O an aydınlanıyor bir şeyler işte . .Bir düşünüyorum ki ; nasıl uymuştu kimyamız böyle beklenti dıŞı ! !Benim jeton düşeyazacak ki kalkıp gidiyorsun ve apansız  kayboluyorsun  mayıs tarlalarında  , el etmeden  ….

    ‘’Fake final’’ li uzun metrajı  ,  tatlı bir kavisle  yukarıya çekip gamzesini her şeyi önceden bilken dostça bir Morgan Freeman göz kırpmasıyla bitiriyor bu hakiki uzun yol dervişi , Kartaca orsularının kumandanı , Athena’nın kızıl saç teli ,  Berlin Flarmoninin çello dörtlüsü , dumanlı dağ kurdu  , Adriatik’e karışmış son tatlı su damlası  ……….

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Ele geniş olan şu yalan dünya Bilmem ki yar neden dar bana bana Bize hücum etti cahil cühela Artık kesseler de beni kar bana Bana Kendim gibi olmayana yaramam Geldi geçti ömrüm sanki bir akşam Sağımda solumda kıble aramam Hem kıbledir hem kabedir yar bana bana Tabuttaki ölü gibi ölemem Derdim çoktur onun için gülemem Ben insanım değerimi bölemem Doğu batı gavur müslüm bir bana

Bağlantılar

• Ana Sayfa
• Profilim
• Arşiv
• e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım

• cehennemdebirmevsim